DONATE NOW TO HELP UPGRADE LIBCOM.ORG

1 mayıs bildirisi - 1st of may bulletin

1 post / 0 new
mikail firtinaci's picture
mikail firtinaci
Offline
Joined: 16-12-06
Apr 25 2007 20:03
1 mayıs bildirisi - 1st of may bulletin

BARBARLIĞIN ALACAKARANLIĞINA DOĞRU…
Bir 1 Mayıs bildirisinde ne söylenebilir? İşçi yaşamının düşen standartları ve ya işsizliğin yaygınlığı mı? Burjuvazinin her zamankinden daha fazla sömürücü ve yüzsüz olduğu mu? Yoksa kapitalizmin gün be gün geçtikçe daha çok sayıda insanı ölüm, sefalet ve acı ile yüz yüze bıraktığı mı? Bunların hepsi elbette söylenebilir fakat artık bu gerçekler kısmi olarak burjuvazinin bile kabul ettiği ve herkesin bildiği gerçekler… Peki bir 1 Mayıs bildirisi işçi sınıfına yeni kurtuluş yolları yeni “ütopyalar” ya da yeni mücadele yöntemleri mi göstermeli? Biz bunların da az çok belli olduğunu ve az genel olarak mücadele yöntemlerinin sınıfa süpermarkette satılan farklı markalar gibi önerilebilecek hazır şemalar olamayacağına inanıyoruz. Ama şuna eminiz ki işçilerin insani bir yaşam ihtiyacının karşılanması önünde ciddi engeller var. Ve işte neredeyse hiçbir 1 Mayıs’ta üzerine doğrudan gidilmeyen konunun bu olduğunu düşünüyoruz. Tam tersine bütün 1 Mayıslarda “sol”un çaresiz ve nafile ağlaşmaları kulaklarımıza gelen tek ses olmayı sürdürüyor. Sol bize hala 8 saatlik iş gününden veya sendikal haklardan bahsediyor. Hala bize burjuva politikalarına müdahil olursak ve dinci ya da kemalci, milliyetçi ya da liberal, ulusalcı ya da ulusal kurtuluşçu politikalara destek verirsek hayatlarımızda bir şeylerin değişebileceğinden bahsediyor. Daha 14 Nisan da burjuvazinin bir fraksiyonu sınıfımızın bir kısmını bir başka burjuva fraksiyonuna karşı sokağa döktüğünde bu gerçek açık bir şekilde görülmedi mi… Peki değişen nedir? Neden sermaye ve devletin içindeki egemen kanatlardan hiçbiri bize insani bir yaşam sağlayabilecek somut öneriler yerine hep aynı köleliğin farklı renklerini öneriyor? Değişen nedir?
Biz bunun kökeninde dünyayı değiştiren en önemli dönemlerden birinde, 1. Dünya Savaşında egemen sınıfların geçirdiği dönüşümü görüyoruz.
Dünya savaşında önce 1 Mayıs işçilerin 8 saatlik iş günü mücadelesinin önemli bir adımıydı ama 1.D.S. den sonra sermayenin kendisi teknolojik değişimler yoluyla dünyanın birçok yerinde iş saatlerini kısalttı, birçoğumuzu işsizliğe sürükledi ve iş saatlerinde azaltmadığında bu gerçeği yüzümüze karşı sürekli bir tehdit olarak savundu. Bu dönemden sonra sermaye her ücret artışı talebi mücadelesinden sonra işçi sınıfının gelişen dayanışmasından ve radikalleşmesinden de dersler çıkardı. Artık o enflasyon (paranın değerinin düşürülmesi) yoluyla ne kadar zam alırsan alalım hayatımızda gerçekte bir şeylerin değişmeyeceğini biliyordu. Yine bu dönemde burjuvazi sendikaları devlet yönetimine katarak ve sömürümüzü devlet üzerinden sürdürerek sınıfımızın en önemli örgütlerini kendi içerisine kattı ve bunları işlevsiz hale getirdi. Böylece artık demokratik kurumların hepsi bugün duymaya alıştığımız boş nakaratları söyleyen papağanlara dönüştüler. Parlamentolardan sol partilere artık her şey sermayenin basit bir aracı durumunda ve insanlığın zenginliklerinden yararlanmamızı sağlayabilecek hiçbir dönüşümü yapamıyorlar. İyide biz emekçiler bundan ne çıkarmalıyız? Bütün bu değişimler bize neyi işaret ediyor? Bize göre bütün bunlar sermayenin artık insanlığın ihtiyaçlarını sağlayamayacak kadar şiştiğini ve kendi yıkımına doğru ilerlediğini gösteriyor. Nedeni belirsiz savaşlar artık sadece şu ya da bu emperyalist gücün askeri olarak güçlenmesini engellemek için yapılıyor. Yani savaş için savaş. Artık sermaye en ucuza sömürebileceği sınıf kardeşlerimizin kanını emebileceği yerler dışında hiçbir yerde fabrikalar ve işlikler açmıyor. Tersine her gün hizmet sektöründe, askeri harcamalarda ve devlet sektöründe ya da borsada ve finans sektöründe, insan emeğinin veya paranın boşa harcandığını görüyoruz. Bu düzen hiç kimseye bir gelecek önermiyor.. Uzadıkça uzayan eğitim süreci sonunda işsiz kalıyoruz ve ya ne işe yaradığını bilmediğimiz daha da beteri hiçbir işe yaramayan işlerde yine yoksulluk sınırında hayatlara tıkanıyoruz. Burjuvazi, onun devleti, onun sağı ve de solu, onun dincileri muhafazakârları ve her tür lafazanı dişe dokunmayan sebeplerden dolayı yaygaralar koparıp saatlerce televizyonlardan birbirlerini suçluyorlar… Bu düzende artık bütün mantıklı yanlarını yitirmiş durumda. Son noktada artık 1. Dünya Savaşından beri yaşanan barbarlığın azgınlaşarak insanlığı yok oluşa sürüklediğini görüyoruz. İşte bu yüzden bu 1 Mayıs bildirisi siz emekçi yoldaşlara artık sınıfımızın yüzyıllarca canıyla ve kanıyla biriktirerek kurduğu bu uygarlığı devralıp tepeden tırnağa yeniden inşa etmezsek bizi bekleyenin şafaksız bir alacakaranlığı olduğunu söylüyor. Bu yüzden artık düzenin şurasını ya da burasını reformlarla insanileştirmek artık mümkün değil. Çünkü insanlığın karşı karşıya olduğu gerçeklik, bir kez daha tıpkı 1. dünya savaşı sırasındaki emekçi yoldaşlarımızın fark ettiği gibi;
YA KAPİTALİST BARBARLIK İÇİNDE YOKOLUŞ YA DA KOMÜNİST DÜNYA DEVRİMİ

eks-internationalist.forum.org